Dervîş-i
Dihekî'nin, Hayatı, Üslubu ve Divanı
Prof. Dr. Ali Güzelyüz
I) Hayatı
XV ve XVI. yüzyıl
şairlerinden Dervîş-i Dihekî’nin ailesi, doğumu ve hayatının diğer aşamaları
hakkında, bilinen belli başlı kaynaklarda aydınlatıcı bilgiler yoktur. Şair
hakkında en eski bilgiyi, onun çağdaşı ve arkadaşı olan Hekim Şah Muhammed-i Kazvînî vermektedir. Ancak şairi yakından tanıdığını ve hemşehrisi olduğunu
ifâde etmesine rağmen, arkadaşının hal tercümesini yazarken, doğumu, yetişmesi
v.s. gibi vermesi gereken bilgileri vermemiştir.
Kaynaklarda adı Azizullah
Muhammed Dervîş
olarak kaydedilen şair, nisbesinden de anlaşılacağı üzere Kazvin’in Dihek
mahallesinde doğmuştur. Dihek mahallesinin adı, kaynaklarda Dihek (دهك)
şeklinde geçtiği halde, nüshada Dîhek (ديهك)
olarak geçmektedir.
Son derce kanaatkâr ve dünya
malına itibar etmeyen bir kişiliğe sahip olan Dervîş-i Dihekî’nin mesleği
dokumacılık olmakla birlikte, zaman zaman da kerpiç dökermiş. Pamuktan iyi
kumaşlar dokuyan ve dokuduğu kumaşları da ucuza satan şair, bir yandan da
bağından elde ettiği üzümleri satarak ailesinin geçimini sağlar, kazancının
helâl olmasına çok dikkat eder, ağzına haram lokma koymazmış.
Bir gazelinde mesleğinin
kerpiççilik olduğunu şu şekilde ifâde etmektedir:
"گرچه ما خشت
كش و قصرِ شه از خشتِ زر است."
“Biz her ne kadar
kerpiççi isek de, padişahın sarayı altın kerpiçten yapılmıştır.”
Dervîş-i Dihekî’nin çağdaşı
ve arkadaşı olan Abdurrahmân-ı Câmî, bir defasında Hacc’a giderken onun evine
uğrayıp kendisiyle görüşmüştür.
Sa’îd-i Nefîsî’nin ifâdesine göre Dervîş-i Dihekî, Alişîr-i Nevâ’î ile de
görüşmüştür.
Dervîş’in şiirdeki başarısı,
Sultan Ya’kûb (salt. 882-896/1478-1490)’un dikkatini çektiğinden onu
Azerbaycan’a davet etmiş; bunun üzerine şair, Sultan’ın meclisine geldiğinde şu
matla’ı okumuştur:
چون ز پيش آيد
خدنگش بر قفا بندم سپر
تا نيابد نوكِ
پيكانش از آن سو ره به در
“Onun oku önden
geldiğinde, kalkanı arkama bağlarım
Ki okunun ucu öbür
taraftan çıkmasın.”
Sultan, matla’ın ilk
mısra’ını duyunca gülmüş ve “Doğrudur. Çünkü Kazvinlidir ve aklı yoktur. Çünkü
ok geldiği zaman kalkanını arkasına bağlıyor.” demiş, bunun üzerine Dervîş,
Sultan’a iknici mısra’ı dinlemesini söylemiş; ikinci mısra’ı dinleyen Sultan,
şiiri beğenerek şairi takdir etmiştir. Sultan, Dervîş’e ne istediğini sorduğunda
ise şair; yoksul bir derviş olduğunu, Allah’ın verdiği ile yetindiğini, mal ve
makam istemediğini söylemiştir. Sultanın ısrarı üzerine de bağlarını vergiden
muaf tutulmasını istemiştir.
Divan’da da bu konuya yer
yer değinen Dervîş’in, fakir olmasına rağmen, fakirliği padişahlığın hazinesine
tercih ettiğini ve hiç kimseden bir beklentisi olmadığını aşağıdaki beyitlerden
anlamaktayız.
كُنجِ فقر از
گنجِ شاهي بِهْ بُوَد درويش را
نقلِ اين معني
ز ابراهيمِ ادهم مي كنيم
“Fakirlik köşesi, Dervîş
için yeğdir padişahlık hazinesinden,
Naklediyoruz biz bu sözü
İbrâhim-i Edhem’den.”
دلِ درويش
نجويد بجهان حشمت و مال
زانكه هست از
سوداي رُخت مالامال
“Dünyada mal ve makam
aramaz, gönlü Dervîş’in
Çünkü, üzüntüsüyle
doludur yanağındaki kara benin.”
درويش را كه
نيست توقّع به هيچ كس
با او تحكّمي
نرسد خواجه را به مال
“Yoktur, Dervîş’in
kimseden beklentisi,
Mal ile tahakküm edemez
ona efendisi.”
گر صد كليدِ
گنج به او مي رسد ز خلق
درويش پيشِ كس
نگشايد درِ سوال
“Ulaşsa ona yüzlerce
hazinenin anahtarı halk tarafından,
Dervîş’in isteği olmaz
asla, Allah’ın hiçbir kulundan.”
Sultan Ya’kûb yine bir
defasında Dervîş’in irticâlen şiir söyleyip söyleyemeyeceğini denediğinde,
mecliste bulunan ve Yûsuf-i Sânî adı verilen sultanın yeğeni Mirzâ Alî’nin
kakülünün dağınık oluşundan ilhâm alarak aşağıdaki matla’la başlayan gazeli
söylemiştir:
بلاي كاكلِ او
بس نبود بر جانم
اُتاقه نيز ز
سر مي كند پريشانم
“Yetmedi mi kâkülünün
belâsı, canımı etmeye heder,
Bilmez misin ki
başlığının tüyü bile beni perişan eder.”
Dervîş-i Dihekî, Sultan
Hüseyin Baykara zamanında Herat’a gitmiş ve onun sarayında bir süre yaşamıştır.
Necîb Mâyil-i Herevî,
Nakd u Tashîh-i Mütûn adlı eserinde, Vâsıfî-yi Herevî’nin Bedâyi’ el-Vekâyi’
adlı eserinden naklen, Bennâ’î-yi Herevî’nin Dihek kasabasında Dervîş-i Dihekî
adında ârif ve usta bir şairle karşılaştığını ve onu “Yazı yazmayı bilmezdi,
bilgisi de yoktu. Renkli kağıtlardan son derece tekellüflü bir kitap tertip
etmiştir. Bu kitap, onun divanıdır. Aklına bir şey geldiği zaman, yanına okuması
yazması olan kim gelirse şiiri ona okur, o da şiiri o kağıtlara yazardı.”
şeklinde tarif ettiğine bakılırsa Dervîş, okuma yazma bilmeyen câhil birisidir.
Ancak bu bilgiyi, şairin dönemine yakın kaynakların hiçbirisi zikretmemektedir.
Üstelik Mecâlis en-Nefâis’te ve ondan naklen diğer kaynaklarda,
karşılaştığı birisi ile tartıştığı veya birisini ikna etmek istediği zaman,
divanını çıkarıp ondan şiirler okurmuş. Hal böyle olunca, şairin okumayı
bildiği, ancak yazısının kötü olduğu veya yazmayı bilmediği sonucu
çıkarılabilir.
Bilinen belli başlı
kaynakların hiçbirisi Dervîş-i Dihekî’nin ölüm tarihini zikretmemekle birlikte,
Sa’îd-i Nefîsî onun X/XVI. Yüzyılın başlarında da hayatta olduğunu ifâde
etmektedir.
II) Edebî Kişiliği ve
Diğer Şairler Arasındaki Yeri
Alişîr-i Nevâ’î, Mecâlis
en-Nefâ’is adlı eserinde, Irak-ı Acem’den Horasan’a gelen şiirler arasında
en güzel şiirin Dervîş-i Dihekî’nin şiiri olduğunu ifâde etmektedir.
Çağdaşı olan Abdurrahmân-ı Câmî de onun şiirlerini beğenmiş, ancak bunun
karşılığında Dervîş, Câmî’nin şiirlerini beğenmediği gibi, onu eski şairlerin
şiirini çalmakla suçlamaktadır.
Derviş, gazelde ârifane
bilgileri âşikane duygularla birlikte içiçe işlemiştir. Cümleler genellikle bir
beyitten oluşmaktadır. Ancak zaman zaman bir cümleden oluşan mısralara da
rastlanmaktadır. Arapça kelimeler oldukça azdır. Hiçbir şiirinde iki kısa hece
yerine bir uzun hece kullanmadığından dolayı Derviş’in şiirinin mûsikî yönü,
döneminin diğer şairlerinden biraz daha fazladır. Dervîş, kendi gazellerini
Hafız-ı Şirazî, Selmân-ı Sâvecî ve Kemâl-ı Hocendî gibi meşhur şairlerin
gazelleri ile mukâyese etmekte ve kendisini Attar ve Emîr-i Husrev ile aynı
düzeyde saymaktadır:
فقرِ سلمان
طلب از بهرِ كمال اي درويش
چند در شعر
روي از پيِ سلمان و كمال
“Ey Dervîş, Selmân[-ı
Fârsî]’nin fakirliğini iste, kemâle ermek için.
Şiirde daha ne kadar
Selmân[-ı Sâvecî] ve Kemâl[-i Hocendî]’yi izleyeceksin?
بحثِ تفسير و
كلام است حديثِ حافظ
گر غزل بايدت
از گفتة درويش شنو
“Tefsir ve kelâmdır
Hâfız’ın sözü, gazel istiyorsan Dervîş’in sözünü dinle.”
چو شعرت شربتِ
جانهاست درويش
قرينِ
خواجة
عطّار
باشي
“Ey Dervîş, senin şiirin
can şerbeti gibi olduğundan, Hâce-i Attâr’la eşit sayılırsın.”
درويش شعرهاي
تو چون شعرِ خسرو است
از بس كه آه و
ناله چو فرهاد مي كني
“Ey Dervîş, farkı yoktur
şiirinin, Husrev’in şiirinden
Belli oluyor zaten Ferhâd
gibi ağlayıp inlemenden.”
Dervîş-i Dihekî, Divan’da
yer yer şiirlerini ilhâm yoluyla söylediğini, bu şiirlerde anlamlı sözlerle
âşıkların hâlini anlattığını, bu yüzden de şiirlerinin güzel olduğunu ifâde
etmektedir.
درويش را ز
غيب به دل مي رسد سخن
حاجت به
خواندنِ كُتُب و استماع نيست
“Gaybten gelir sözler
Dervîş’in gönlüne
Kitap okumak ve dinlemek
onun neyine,”
شعرِ درويش از
جمالت شد پسندِ خاص و عام
چيزِ نيكو را
همه كس مي كند آري پسند
“Herkes, Dervîş’in
şiirini beğenir güzelliğinden
Güzel şey zaten hep
beğenilmiştir ezelden.”
ز شعرِ دلكشِ
درويش بوي يار مي آيد
از آن در پيشِ
مردم او همي آيد خوش
آينده
“Sevgilinin kokusu
geliyor, Dervîş’in gönül fetheden şiirinden
Bırak doldursun herkes
istediği gibi testisini bu çeşmeden.”
درويش مپوشان
چو خضر آب, سخن را
بگذار بَرَد
هركس ازين چشمه سبويي
“Ey Derviş, Hızır’ın suyu
örttüğü gibi bir şey gizleme şiirinden,
Bırak doldursun herkes
istediği gibi testisini bu çeşmeden.”
درويش هرچه
گفت چو منصور راست گفت
خونش بريز گر
بُوَد او را درين گناه
“Mansûr gibi doğru
söylemiştir Dervîş, ne söylediyse
Kanını dökebilirsin,
bunda bir günâhı va idiyse.”
گر از ديوانِ
درويش آن پري رو يك غزل خواند
شود از چرخ
چاكرِ زهره آن غزلخوان را
“O perî yüzlü güzel,
Dervîş’in divânından gazel okursa eğer,
O ay gibi güzelin
etrafında olur Dervîş, sanki bir çember.”
شعرِ درويش به
اوصافِ ميان و دهنت
آنچنان نيست
كه كس را شود آسان مفهوم
“Dervîş’in şiiri,
vasfederken belini ve ağzını senin,
Harcı değildir anlamak
onun bu şiirini, herkesin.”
III) Dervîş-i Dihekî’nin
Üslubu
Dervîş-i Dihekî, Sebk-i
Irâkî’nin son döneminde yaşamış olmasına rağmen, şiirlerinde bu üslubun
özellikleri pek görülmez. Aksine onun üslubu, Sebk-i Irâkî ile Sebk-i Hindî
arasında bir geçiş dönemi niteliğini taşıyan ve Mekteb-i Vukû’ (ya da “Vâkı’a-gûyî”)
ve Mekteb-i Vâsuht olmak üzere iki ana ekole ayrılan üsluba çok benzemekte ve
hatta zaman zaman kendisinden yaklaşık yüzyıl sonra ortaya çıkan Sebk-i Hindî’yi
andırmaktadır.
Daha çok gazel söylemeyi
tercih eden Dervîş-i Dihekî’nin şiirleri genellikle sâde ve akıcıdır. Şiirde
konuşma diline yakın bir dil kullanmıştır. Edebî sanatları fazla kullanmayan
şair, şiirlerinde atasözlerine bolca yer vermiştir. Divanında anlaşılması güç
bazı şiirler olsa da, bunların sayısı çok azdır.
Dervîş-i Dihekî, şiirlerinin
büyük bir kısmını Remel, Hezec, Muzâri’ ve Müctes bahirlerinde, bazı gazellerini
ise Hafif, Recez, Mütekârib ve Serî’ bahirlerinde söylemiştir.
Müctes bahrinde “mefâ’ilün
fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün/fe’lün” vezninde söylediği aşağıdaki musammatta bazı
darbımeselleri ustaca kullandığı görülmektedir:
ز راهِ عشق خِرد
را مکن دلا آگاه
کزين طريق پشيمان
کند ترا ناگاه
ز بيمِ آن که کند
گنج سرّ ِ عشق تباه
درونِ دل ندهند
اهلِ دل خِرد را راه
که دزد را نتوان
بُرد در خزينة شاه
اگرچه يافت دل و
دينِ من هزار خلل
نباشدم سرِ يک
موی غم به روزِ اجل
اگر کنی نظری آن
زمان که هست مَثَل
عنايتِ تو مرا
خوبتر ز علم و عمل
که يک عنايتِ
قاضی بِهْ از هزار گواه
کسی به عقل درين
کارخانه کارگر است
که کسبِ او نه
برای جهان و مال و زر است
کمال ازوست که
راحت رسان و رنجبرست
محبّ کسبِ کمال
آن که نيست بی هنر است
به کسب کوش که
کاسب بُود حبيب الله
ز نامِ عشقِ من
ای دوست بود چون ننگت
چرا به غمزه دلم
برد و شيوه و ينگت
برای آن که ببينی
و کم شود جنگت
رُخيست زرد مرا
بهرِ زلفِ شبرنگت
بلی بُوَد زرِ
سرخ از برای روزِ سياه
هزار بار ترا پند
بيش دادم من
که در کمندِ بلا
جانِ خويش را مفکن
به هيچ روی نکردی
ز من قبولِ سخن
دلا به عشوة زلفش
شدی اسيرِ ذقن
به ريسمانِ کسان
چند می روی در چاه
چو تيغِ هجرِ تو
آلوده کرده اند به زهر
به سوی عاشقِ خود
دم به دم بکش از قهر
چه جای خلق که
گردند ناتوان در دهر
بدورِ روی تو
خورشيد همچو من در شهر
ز ضعف، دست به
ديوار می رود در راه
ز بس که بر دلِ
درويش غم رسيد و ستم
به دور از دهنت
تنگ شد برو عالم
ز غصّه بر ورقِ
زندگی کشيد قلم
وجودِ کاتبی از
غم روانه شد به عدم
گرفت خوش سفری
پيش فی امان الله
IV) Dervîş-i Dihekî’nin
Üslûbundan Etkilenen Bazı Şâirler
Dervîş-i Dihekî’nin
döneminde veya daha sonraki dönemlerde yetişen bazı şairler, kendisinden
etkilenerek üslubunu takip etmişlerdir. Bu şairlerden bazıları şunlardır:
1) Mevlânâ Nücûmî:
Dervîş-i Dihekî’nin üslubunu
takip etmiştir. Şiirlerinin çoğu kıtadır. Matla’ları güzeldir.
2) Mevlânâ Fânî-yi
Tebrîzî:
Tebriz’in ileri
gelenlerinden biri olup yaklaşık bin beyit gazel söylemiş ve şiirde Dervîş-i
Dihekî’yi örnek almıştır.
3) Mîr Azîz Azîzî-yi
Kazvînî (ö. 969/1562):
Kazvin’in ileri
gelenlerinden ve Kazî-yi Şeref-cihân’ın has adamlarındandı. Şiirde Dervîş-i
Dihekî’nin talebelerinden olduğu ifâde edilmekte ve gazelinin çok güzel olduğu
söylenmektedir.
V) Dervîş-i Dihekî’nin
Dîvân’ı
Derviş-i Dihekî’nin
Dîvân’ının İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde Farsça Yazmalar Bölümü 428
numara ile kayıtlı olan nüsha, dünyada tek nüsha olarak görünmektedir.
Türkiye, İran, Avrupa,
Hindistan ve diğer ülkelerdeki yazma eser kataloglarında yaptığımız araştırmada,
sadece bazı mecmualarda (Örneğin: Beyâz-ı Eş’âr-ı Fârsî,
Hulâsatu’l-Efkâr,
Sefîne-i Hoşgû (ikinci defter),
Muntehabu’l-Eş’âr)
Derviş-i Dihekî adına kaydedilmiş bazı şiirlere rastlanmaktadır. Ancak bu şairin
şiirlerine toplu halde başka hiçbir yerde rastlayamadık. Bu nüsha, hem günümüze
kadar tespit edilebilen tek nüsha olması, hem de şairin hayatı sırasında
yazılmış olması nedeniyle değerlidir.
Bu nüsha, tamir görmüş,
yaldızlı, şemseli, miklaplı, kahverengi meşin bir cilt içinde 254 varaktan
oluşmaktadır. 11x16.7 (6.4x11.8) cm. ebadında; siyah ve yaldız cedvel içinde,
iki sütun, 13 satırlı, açık ve nesta’lik yazı ile yazılmıştır. Gazellerin
başladığı varak 16b’de bir serlevha vardır.
1b-16a
varakları arasında 15 musammat ile bir müstezad; 16b-254a
varakları arasında 981 gazel, varak 254b’de ise bir rubai, bir beyit
ve istinsah kaydı bulunmaktadır.
Başı (varak 1a):
ای
خداوندِ نيک خواهِ همه
فارغ از طاعت و گناهِ همه
Sonu (varak 254a):
شکر که اين نامه به عنوان رسيد
پيشتر از مرگ به پايان رسيد
تمام شد ديوانِ مولانا درويش محمّدِ
ديهکی در روزِ جمعه ثانی عشرين رجب المرجّب بعون الله و حسنِ توفيقه سنه ثلاث و
تسعين و ثمانمايه الهجريّه النّبويّه.
İstinsah kaydı (varak 254a):
“Mevlâna Dervîş Muhammed-i
Dihekî’nin Dîvân’ı Allah’ın yardım ve tevfikiyle hicrî 893 yılının Receb ayının
22. Cuma günü tamamlandı.”
Dervîş-i Dihekî’nin
gazellerinden bir örnek:
Remel (Fâ’ilâtün fe’ilâtün
fe’ilâtün fe’ilün/fe’lün)
چه عجب شد که سوی ما گذرت شد ای ماه
مگر ای اخترِ خوش سير غلط
کردی راه
به خوشی سوی منِ خسته نيايی
دانم
شد يقينم که به تنگ آمدی از
ناله و آه
پيش ازين پرس از ايشان که ترا
می پرسند
بِه ازين کن به گدايانِ خود
ای شاه نگاه
گله از يار کند يار، ازين
شکْوه مرنج
ما نگفتيم بد امّا تو ببخشای
گناه
چشم دارد به تو درويش که بينی
حالش
می کن ای دوست نگاهی به سوی
او گه گاه