Dervîş-i Dihekî'nin, Hayatı, Üslubu ve Divanı

 

Prof. Dr. Ali Güzelyüz

 

I) Hayatı

XV ve XVI. yüzyıl şairlerinden Dervîş-i Dihekî’nin ailesi, doğumu ve hayatının diğer aşamaları hakkında, bilinen belli başlı kaynaklarda aydınlatıcı bilgiler yoktur. Şair hakkında en eski bilgiyi, onun çağdaşı ve arkadaşı olan Hekim Şah Muhammed-i Kazvînî vermektedir. Ancak şairi yakından tanıdığını ve hemşehrisi olduğunu ifâde etmesine rağmen, arkadaşının hal tercümesini yazarken, doğumu, yetişmesi v.s. gibi vermesi gereken bilgileri vermemiştir.[1]

Kaynaklarda adı Azizullah[2] Muhammed Dervîş[3] olarak kaydedilen şair, nisbesinden de anlaşılacağı üzere Kazvin’in Dihek mahallesinde doğmuştur. Dihek mahallesinin adı, kaynaklarda Dihek (دهك)[4] şeklinde geçtiği halde,  nüshada Dîhek (ديهك) olarak geçmektedir.

Son derce kanaatkâr ve dünya malına itibar etmeyen bir kişiliğe sahip olan Dervîş-i Dihekî’nin mesleği dokumacılık olmakla birlikte, zaman zaman da kerpiç dökermiş. Pamuktan iyi kumaşlar dokuyan ve dokuduğu kumaşları da ucuza satan şair, bir yandan da bağından elde ettiği üzümleri satarak ailesinin geçimini sağlar, kazancının helâl olmasına çok dikkat eder, ağzına haram lokma koymazmış.[5]

Bir gazelinde mesleğinin kerpiççilik olduğunu şu şekilde ifâde etmektedir:

"گرچه ما خشت كش و قصرِ شه از خشتِ زر است."[6]

“Biz her ne kadar kerpiççi isek de, padişahın sarayı altın kerpiçten yapılmıştır.”

Dervîş-i Dihekî’nin çağdaşı ve arkadaşı olan Abdurrahmân-ı Câmî, bir defasında Hacc’a giderken onun evine uğrayıp kendisiyle görüşmüştür.[7] Sa’îd-i Nefîsî’nin ifâdesine göre Dervîş-i Dihekî, Alişîr-i Nevâ’î ile de görüşmüştür.[8]

Dervîş’in şiirdeki başarısı, Sultan Ya’kûb (salt. 882-896/1478-1490)’un dikkatini çektiğinden onu Azerbaycan’a davet etmiş; bunun üzerine şair, Sultan’ın meclisine geldiğinde şu matla’ı okumuştur:

چون ز پيش آيد خدنگش بر قفا بندم سپر

تا نيابد نوكِ پيكانش  از آن سو  ره به در[9]

“Onun oku önden geldiğinde, kalkanı arkama bağlarım

Ki okunun ucu öbür taraftan çıkmasın.”

Sultan, matla’ın ilk mısra’ını duyunca gülmüş ve “Doğrudur. Çünkü Kazvinlidir ve aklı yoktur. Çünkü ok geldiği zaman kalkanını arkasına bağlıyor.” demiş, bunun üzerine Dervîş, Sultan’a iknici mısra’ı dinlemesini söylemiş; ikinci mısra’ı dinleyen Sultan, şiiri beğenerek şairi takdir etmiştir. Sultan, Dervîş’e ne istediğini sorduğunda ise şair; yoksul bir derviş olduğunu, Allah’ın verdiği ile yetindiğini, mal ve makam istemediğini söylemiştir. Sultanın ısrarı üzerine de bağlarını vergiden muaf tutulmasını istemiştir.[10]

Divan’da da bu konuya yer yer değinen Dervîş’in, fakir olmasına rağmen, fakirliği padişahlığın hazinesine tercih ettiğini ve hiç kimseden bir beklentisi olmadığını aşağıdaki beyitlerden anlamaktayız.

كُنجِ فقر از گنجِ شاهي بِهْ بُوَد درويش را

نقلِ اين معني ز ابراهيمِ ادهم مي كنيم[11]

“Fakirlik köşesi, Dervîş için yeğdir padişahlık hazinesinden,

Naklediyoruz biz bu sözü İbrâhim-i Edhem’den.”

دلِ درويش نجويد بجهان حشمت و مال

زانكه هست از سوداي رُخت مالامال[12]

“Dünyada mal ve makam aramaz, gönlü Dervîş’in

Çünkü, üzüntüsüyle doludur yanağındaki kara benin.”

درويش را كه نيست توقّع به هيچ كس

با او تحكّمي نرسد خواجه را به مال[13]

“Yoktur, Dervîş’in kimseden beklentisi,

Mal ile tahakküm edemez ona efendisi.”

گر صد كليدِ گنج به او مي رسد ز خلق

درويش پيشِ كس نگشايد درِ سوال[14]

“Ulaşsa ona yüzlerce hazinenin anahtarı halk tarafından,

Dervîş’in isteği olmaz asla, Allah’ın hiçbir kulundan.”

Sultan Ya’kûb yine bir defasında Dervîş’in irticâlen şiir söyleyip söyleyemeyeceğini denediğinde, mecliste bulunan ve Yûsuf-i Sânî adı verilen sultanın yeğeni Mirzâ Alî’nin kakülünün dağınık oluşundan ilhâm alarak aşağıdaki matla’la başlayan gazeli söylemiştir:

بلاي كاكلِ او بس نبود بر جانم

اُتاقه نيز ز سر مي كند پريشانم[15]

“Yetmedi mi kâkülünün belâsı, canımı etmeye heder,

Bilmez misin ki başlığının tüyü bile beni perişan eder.”

Dervîş-i Dihekî, Sultan Hüseyin Baykara zamanında Herat’a gitmiş ve onun sarayında bir süre yaşamıştır.[16]

Necîb Mâyil-i Herevî, Nakd u Tashîh-i Mütûn adlı eserinde, Vâsıfî-yi Herevî’nin Bedâyi’ el-Vekâyi’ adlı eserinden naklen, Bennâ’î-yi Herevî’nin Dihek kasabasında Dervîş-i Dihekî adında ârif ve usta bir şairle karşılaştığını ve onu “Yazı yazmayı bilmezdi, bilgisi de yoktu. Renkli kağıtlardan son derece tekellüflü bir kitap tertip etmiştir. Bu kitap, onun divanıdır. Aklına bir şey geldiği zaman, yanına okuması yazması olan kim gelirse şiiri ona okur, o da şiiri o kağıtlara yazardı.” şeklinde tarif ettiğine bakılırsa Dervîş, okuma yazma bilmeyen câhil birisidir.[17] Ancak bu bilgiyi, şairin dönemine yakın kaynakların hiçbirisi zikretmemektedir. Üstelik Mecâlis en-Nefâis’te ve ondan naklen diğer kaynaklarda, karşılaştığı birisi ile tartıştığı veya birisini ikna etmek istediği zaman, divanını çıkarıp ondan şiirler okurmuş. Hal böyle olunca, şairin okumayı bildiği, ancak yazısının kötü olduğu veya yazmayı bilmediği sonucu çıkarılabilir.

Bilinen belli başlı kaynakların hiçbirisi Dervîş-i Dihekî’nin ölüm tarihini zikretmemekle birlikte, Sa’îd-i Nefîsî onun X/XVI. Yüzyılın başlarında da hayatta olduğunu ifâde etmektedir.[18]

II) Edebî Kişiliği ve Diğer Şairler Arasındaki Yeri

Alişîr-i Nevâ’î, Mecâlis en-Nefâ’is adlı eserinde, Irak-ı Acem’den Horasan’a gelen şiirler arasında en güzel şiirin Dervîş-i Dihekî’nin şiiri olduğunu ifâde etmektedir.[19] Çağdaşı olan Abdurrahmân-ı Câmî de onun şiirlerini beğenmiş, ancak bunun karşılığında Dervîş, Câmî’nin şiirlerini beğenmediği gibi, onu eski şairlerin şiirini çalmakla suçlamaktadır.[20]

Derviş, gazelde ârifane bilgileri âşikane duygularla birlikte içiçe işlemiştir. Cümleler genellikle bir beyitten oluşmaktadır. Ancak zaman zaman bir cümleden oluşan mısralara da rastlanmaktadır. Arapça kelimeler oldukça azdır. Hiçbir şiirinde iki kısa hece yerine bir uzun hece kullanmadığından dolayı Derviş’in şiirinin mûsikî yönü, döneminin diğer şairlerinden biraz daha fazladır. Dervîş, kendi gazellerini Hafız-ı Şirazî, Selmân-ı Sâvecî ve Kemâl-ı Hocendî gibi meşhur şairlerin gazelleri ile mukâyese etmekte ve kendisini Attar ve Emîr-i Husrev ile aynı düzeyde saymaktadır:

فقرِ سلمان طلب از بهرِ كمال اي درويش

چند در شعر روي از پيِ سلمان و كمال[21]

“Ey Dervîş, Selmân[-ı Fârsî]’nin fakirliğini iste, kemâle ermek için.

Şiirde daha ne kadar Selmân[-ı Sâvecî] ve Kemâl[-i Hocendî]’yi izleyeceksin?

بحثِ تفسير و كلام است حديثِ حافظ

گر غزل بايدت از گفتة درويش شنو[22]

“Tefsir ve kelâmdır Hâfız’ın sözü, gazel istiyorsan Dervîş’in sözünü dinle.”

چو شعرت شربتِ جانهاست درويش

قرينِ  خواجة  عطّار  باشي[23]

“Ey Dervîş, senin şiirin can şerbeti gibi olduğundan, Hâce-i Attâr’la eşit sayılırsın.”

درويش شعرهاي تو چون شعرِ خسرو است

از بس كه آه و ناله چو فرهاد مي كني[24]

“Ey Dervîş, farkı yoktur şiirinin, Husrev’in şiirinden

Belli oluyor zaten Ferhâd gibi ağlayıp inlemenden.”

Dervîş-i Dihekî, Divan’da yer yer şiirlerini ilhâm yoluyla söylediğini, bu şiirlerde anlamlı sözlerle âşıkların hâlini anlattığını, bu yüzden de şiirlerinin güzel olduğunu ifâde etmektedir.

درويش را ز غيب به دل مي رسد سخن

حاجت به خواندنِ كُتُب و استماع نيست[25]

“Gaybten gelir sözler Dervîş’in gönlüne

Kitap okumak ve dinlemek onun neyine,”

شعرِ درويش از جمالت شد پسندِ خاص و عام

چيزِ نيكو را همه كس مي كند آري پسند[26]

“Herkes, Dervîş’in şiirini beğenir güzelliğinden

Güzel şey zaten hep beğenilmiştir ezelden.”

ز شعرِ دلكشِ درويش بوي يار مي آيد

از آن در پيشِ مردم او همي آيد خوش آينده[27]

“Sevgilinin kokusu geliyor, Dervîş’in gönül fetheden şiirinden

Bırak doldursun herkes istediği gibi testisini bu çeşmeden.”

 

درويش مپوشان چو خضر آب, سخن را

بگذار بَرَد هركس ازين چشمه سبويي[28]

“Ey Derviş, Hızır’ın suyu örttüğü gibi bir şey gizleme şiirinden,

Bırak doldursun herkes istediği gibi testisini bu çeşmeden.”

درويش هرچه گفت چو منصور راست گفت

خونش بريز گر بُوَد او را درين گناه[29]

“Mansûr gibi doğru söylemiştir Dervîş, ne söylediyse

Kanını dökebilirsin, bunda bir günâhı va idiyse.”

گر از ديوانِ درويش آن پري رو يك غزل خواند

شود از چرخ چاكرِ زهره آن غزلخوان را[30]

“O perî yüzlü güzel, Dervîş’in divânından gazel okursa eğer,

O ay gibi güzelin etrafında olur Dervîş, sanki bir çember.”

شعرِ درويش به اوصافِ ميان و دهنت

آنچنان نيست كه كس را شود آسان مفهوم[31]

“Dervîş’in şiiri, vasfederken belini ve ağzını senin,

Harcı değildir anlamak onun bu şiirini, herkesin.”

III) Dervîş-i Dihekî’nin Üslubu

Dervîş-i Dihekî, Sebk-i Irâkî’nin son döneminde yaşamış olmasına rağmen, şiirlerinde bu üslubun özellikleri pek görülmez. Aksine onun üslubu, Sebk-i Irâkî ile Sebk-i Hindî arasında bir geçiş dönemi niteliğini taşıyan ve Mekteb-i Vukû’ (ya da “Vâkı’a-gûyî”) ve Mekteb-i Vâsuht olmak üzere iki ana ekole ayrılan üsluba çok benzemekte ve hatta zaman zaman kendisinden yaklaşık yüzyıl sonra ortaya çıkan Sebk-i Hindî’yi andırmaktadır.

Daha çok gazel söylemeyi tercih eden Dervîş-i Dihekî’nin şiirleri genellikle sâde ve akıcıdır. Şiirde konuşma diline yakın bir dil kullanmıştır. Edebî sanatları fazla kullanmayan şair, şiirlerinde atasözlerine bolca yer vermiştir. Divanında anlaşılması güç bazı şiirler olsa da, bunların sayısı çok azdır.

Dervîş-i Dihekî, şiirlerinin büyük bir kısmını Remel, Hezec, Muzâri’ ve Müctes bahirlerinde, bazı gazellerini ise Hafif, Recez, Mütekârib ve Serî’ bahirlerinde söylemiştir.

Müctes bahrinde “mefâ’ilün fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün/fe’lün” vezninde söylediği aşağıdaki musammatta bazı darbımeselleri ustaca kullandığı görülmektedir:

ز راهِ عشق خِرد را مکن دلا آگاه

کزين طريق پشيمان کند ترا ناگاه

ز بيمِ آن که کند گنج سرّ ِ عشق تباه

درونِ دل ندهند اهلِ دل خِرد را راه

که دزد را نتوان بُرد در خزينة شاه

 

اگرچه يافت دل و دينِ من هزار خلل

نباشدم سرِ يک موی غم به روزِ اجل

اگر کنی نظری آن زمان که هست مَثَل

عنايتِ تو مرا خوبتر ز علم و عمل

که يک عنايتِ قاضی بِهْ از هزار گواه

 

کسی به عقل درين کارخانه کارگر است

که کسبِ او نه برای جهان و مال و زر است

کمال ازوست که راحت رسان و رنجبرست

محبّ کسبِ کمال آن که نيست بی هنر است

به کسب کوش که کاسب بُود حبيب الله

 

ز نامِ عشقِ من ای دوست بود چون ننگت

چرا به غمزه دلم برد و شيوه و ينگت

برای آن که ببينی و کم شود جنگت

رُخيست زرد مرا بهرِ زلفِ شبرنگت

بلی بُوَد زرِ سرخ از برای روزِ سياه

 

هزار بار ترا پند بيش دادم من

که در کمندِ بلا جانِ خويش را مفکن

به هيچ روی نکردی ز من قبولِ سخن

دلا به عشوة زلفش شدی اسيرِ ذقن

به ريسمانِ کسان چند می روی در چاه

 

چو تيغِ هجرِ تو آلوده کرده اند به زهر

به سوی عاشقِ خود دم به دم بکش از قهر

چه جای خلق که گردند ناتوان در دهر

بدورِ روی تو خورشيد همچو من در شهر

ز ضعف، دست به ديوار می رود در راه

 

ز بس که بر دلِ درويش غم رسيد و ستم

به دور از دهنت تنگ شد برو عالم

ز غصّه بر ورقِ زندگی کشيد قلم

وجودِ کاتبی از غم روانه شد به عدم

گرفت خوش سفری پيش فی امان الله[32]

IV) Dervîş-i Dihekî’nin Üslûbundan Etkilenen Bazı Şâirler

Dervîş-i Dihekî’nin döneminde veya daha sonraki dönemlerde yetişen bazı şairler, kendisinden etkilenerek üslubunu takip etmişlerdir. Bu şairlerden bazıları şunlardır:

1) Mevlânâ Nücûmî:

Dervîş-i Dihekî’nin üslubunu takip etmiştir. Şiirlerinin çoğu kıtadır. Matla’ları güzeldir.[33]

2) Mevlânâ Fânî-yi Tebrîzî:

Tebriz’in ileri gelenlerinden biri olup yaklaşık bin beyit gazel söylemiş ve şiirde Dervîş-i Dihekî’yi örnek almıştır.[34]

3) Mîr Azîz Azîzî-yi Kazvînî (ö. 969/1562):

Kazvin’in ileri gelenlerinden ve Kazî-yi Şeref-cihân’ın has adamlarındandı. Şiirde Dervîş-i Dihekî’nin talebelerinden olduğu ifâde edilmekte ve gazelinin çok güzel olduğu söylenmektedir.[35]

V) Dervîş-i Dihekî’nin Dîvân’ı

Derviş-i Dihekî’nin Dîvân’ının İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde Farsça Yazmalar Bölümü 428 numara ile kayıtlı olan nüsha, dünyada tek nüsha olarak görünmektedir.[36]

Türkiye, İran, Avrupa, Hindistan ve diğer ülkelerdeki yazma eser kataloglarında yaptığımız araştırmada, sadece bazı mecmualarda (Örneğin: Beyâz-ı Eş’âr-ı Fârsî[37], Hulâsatu’l-Efkâr[38], Sefîne-i Hoşgû (ikinci defter)[39], Muntehabu’l-Eş’âr[40]) Derviş-i Dihekî adına kaydedilmiş bazı şiirlere rastlanmaktadır. Ancak bu şairin şiirlerine toplu halde başka hiçbir yerde rastlayamadık. Bu nüsha, hem günümüze kadar tespit edilebilen tek nüsha olması, hem de şairin hayatı sırasında yazılmış olması nedeniyle değerlidir.

Bu nüsha, tamir görmüş, yaldızlı, şemseli, miklaplı, kahverengi meşin bir cilt içinde 254 varaktan oluşmaktadır. 11x16.7 (6.4x11.8) cm. ebadında; siyah ve yaldız cedvel içinde, iki sütun, 13 satırlı, açık ve nesta’lik yazı ile yazılmıştır. Gazellerin başladığı varak 16b’de bir serlevha vardır.

1b-16a varakları arasında 15 musammat ile bir müstezad; 16b-254a varakları arasında 981 gazel, varak 254b’de ise bir rubai, bir beyit ve istinsah kaydı bulunmaktadır.

Başı (varak 1a):

ای خداوندِ نيک خواهِ همه
فارغ از طاعت و گناهِ همه


 

Sonu (varak 254a):

شکر که اين نامه به عنوان رسيد
پيشتر از مرگ به پايان رسيد


 

تمام شد ديوانِ مولانا درويش محمّدِ ديهکی در روزِ جمعه ثانی عشرين رجب المرجّب بعون الله و حسنِ توفيقه سنه ثلاث و تسعين و ثمانمايه الهجريّه النّبويّه.

İstinsah kaydı (varak 254a):

“Mevlâna Dervîş Muhammed-i Dihekî’nin Dîvân’ı Allah’ın yardım ve tevfikiyle hicrî 893 yılının Receb ayının 22. Cuma günü tamamlandı.”

Dervîş-i Dihekî’nin gazellerinden bir örnek:

Remel (Fâ’ilâtün fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilün/fe’lün)

چه عجب شد که سوی ما گذرت شد ای ماه
مگر ای اخترِ خوش سير غلط کردی راه
به خوشی سوی منِ خسته نيايی دانم
شد يقينم که به تنگ آمدی از ناله و آه
پيش ازين پرس از ايشان که ترا می پرسند
بِه ازين کن به گدايانِ خود ای شاه نگاه
گله از يار کند يار، ازين شکْوه مرنج
ما نگفتيم بد امّا تو ببخشای گناه
چشم دارد به تو درويش که بينی حالش
می کن ای دوست نگاهی به سوی او گه گاه

 


* İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Fars Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.

[1] Mîr Alişir-i Nevâ’î, Mecâlis en-Nefâ’is, be-sa΄y u ihtimâm-i ΄Ali Asgar-i Hikmet), kısmet-i dovvom, trc. Hekîm Şah Muhammed-i Kazvînî, Tahran 1363 hş/1984, s. 290-293.

[2] Lutf’ali Bîg Âzer, Âteşkede-i Âzer, Bombay 1299/1882, s. 229.

[3] Mîr Huseyn Dûst Senbuhlî, Tezkire-i Huseynî, Lukhnov 1292/1875, s. 122-123.

[4] Mîr Alişir-i Nevâ’î, a.g.e., s. 290; Âteşkede-i Âzer, a.y.; Senbuhlî, a.g.e., s. 122; Emîn Ahmed-i Râzî, Heft İklîm, bâ tashîh u ta’lik-i Cevâd-i Fâzıl, 1010/1602, c. III, s. 169.

[5] Mîr Alişir-i Nevâ’î, a.g.e., s. 290-293.

[6] Ali Güzelyüz, Dîvân-ı Dervîş-i Dihekî, (Basılmamış Doktora Tezi), İstanbul 1998, Farsça metin, s. 49.

[7] Senbuhlî, a.g.e., s. 122-123.

[8] Sa’îd-i Nefîsî, Târîh-i Nazm u Nesr Der İrân u Der Zebân-i Fârsî, Tahran 1344 hş/1965, c. I, s. 216.

[9] Ali Güzelyüz, a.g.e, Farsça metin, s. 107.

[10] Mîr Alişir-i Nevâ’î, a.g.e., s. 290-293.

[11] Ali Güzelyüz, a.g.e, Farsça metin, s. 159.

[12] a.g.e, Farsça metin, s. 10.

[13] a.g.e, Farsça metin, s. 158.

[14] a.g.e, Farsça metin, s. 159.

[15] a.g.e, Farsça metin, s. 173.

[16] Sa’id-i Nefîsî, a.g.e., s. 440.

[17] Necîb Mâyil-i Herevî, Nakd u Tashîh-i Mütûn, Tahran 1369 hş/1990, s. 206.

[18] Sa’id-i Nefîsî, a.g.e., s. 216.

[19] Mîr Alişir-i Nevâ’î, a.g.e., s. 290-293.

[20] Senbuhlî, a.g.e., s. 122-123.

[21] Ali Güzelyüz, a.g.e, Farsça metin, s. 156.

[22] a.g.e, Farsça metin, s. 228.

[23] a.g.e, Farsça metin, s. 244.

[24] a.g.e, Farsça metin, s. 246.

[25] a.g.e, Farsça metin, s. 39.

[26] a.g.e, Farsça metin, s. 75.

[27] a.g.e, Farsça metin, s. 207.

[28] a.g.e, Farsça metin, s. 244.

[29] a.g.e, Farsça metin, s. 214.

[30] a.g.e, Farsça metin, s. 27.

[31] a.g.e, Farsça metin, s. 160.

[32] Ali Güzelyüz, a.g.e, Farsça metin, s. 14-15.

[33] Ayrıntılı bilgi için bk. Mîr Alişir Nevâ’î, a.g.e., s. 212.

[34] Ayrıntılı bilgi için bk. Sa’îd-i Nefîsî, a.g.e., c. I, s. 528.

[35] Ayrıntılı bilgi için bk. a.g.e., c. I, s. 654.

[36] Bk. T. Hashempûr Sobhânî-Hüsamettin Aksu, A Catalogue of Persian Manuscripts in the Library of Istanbul University, Tehran 1995. s. 199.

[37] Bk. Wilhelm Pertsch, Verzeichniss der Persichen Handschriften der Koniglichen Bibliothek zu Berlin, Berlin 1888, s. 683.

[38] Bk. Meynard, de Barbier, Dictionnaire Geogr., 247.

[39] A.F.L. Becston, Catalogue of the Persian, Turkish, Hindustani and Pushtu Manuscripts in the Bodleian Library, Part III, Oxford 1954, 376 (5).

[40] A.g.e., 379 (214).

© 2006-2008 doguedebiyati.com

Bu sitenin bütün içeriği uluslararası telif hakları tarafından korunmaktadır.

Sitede yayınlanan bütün yazı ve kitapların telif hakları, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince yazar ve çevirmenlerine aittir.

Site adı ile birlikte yazar ve çevirmenlerin adları anılarak, tanıtım amacıyla kısa alıntılar yapılabilir.

Ancak yazar veya çevirmenlerin yazılı izni olmadan, yazı ve kitapların tamamı veya bir bölümü yayınlanamaz.

Resim, çizim, ses dosyaları ve sitenin her türlü içeriği izinsiz kullanılamaz.

Görüş, öneri ve eleştirileriniz için:

admin@doguedebiyati.com